Meditasyon ile gelen sağlık
Posted By admin

Meditasyon ile gelen sağlık Daha çok stresle mücadele tekniği olarak kabul
edilen meditasyon, yoga ve reiki gibi yöntemler, kanser ve kalp hastalıkları
başta olmak üzere bir çok hastalığın tedavisinde giderek daha fazla
kullanılıyor. Duyguları yatıştıran, rahatlama sağlayan, zihni sakinleştiren
ve mutluluk hormonunun salgılanmasını artıran meditasyon, yoga ve reiki gibi
teknikler, ruhsal ve fiziksel sağlık ile bağışıklık sistemini güçlendirdiği
gibi özellikle kronik hastalıkların tedavisindeki başarı oranını da önemli
ölçüde etkiliyor. Uzmanlar, tıbbi tedavinin yanı sıra önerilen bu
yöntemlerin, hem hastaya hem de doktora çok önemli katkılar sağladığı
görüşünde birleşiyor.
Derin düşünme ve öze dönme olarak tanımlanan meditasyon, yaşam enerjisi
anlamına gelen reiki, bedendeki enerjinin dönüşümü için yapılan yoga,
özellikle son 50 yıldır daha çok zihinsel rahatlama ve stresle mücadele
yöntemi olarak kullanılıyor. Ancak endişe ve gerilimi azaltıp insanın
kendisinden memnun olmasını, üzüntülerini ve ağrılarını tolore etmesini
kolaylaştıran ve zihni sakinleştiren bu yöntemler, son yıllarda pozitif tıp
bilimlerinde de yoğunlukla
kullanılıyor. Öncelikle sağlığın korunması ve kaliteli bir yaşam için
önerilen spiritüel yöntemler, kanser başta olmak üzere kalp hastalıkları,
diyabet ve felç gibi tedavisi uzun süren hastalıklarda özellikle tavsiye
ediliyor. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü
Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz ve Marmara Üniversitesi Hastanesi Çocuk
Hematoloji ve Onkoloji Bölüm Başkanı Profesör Doktor Cengiz Canpolat,
hastalarına özellikle önerdikleri bu yöntemlerin iyileşme sürecini çok
olumlu etkilediğini belirtiyor.
PROF. DR. ERKAN TOPUZ, İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ ONKOLOJİ
ENSTİTÜSÜ MÜDÜRÜ: Hastalarımıza tıbbi tedavinin yanı sıra meditasyon, yoga
reiki gibi yöntemleri de öneriyoruz. Ayrıca resim yapmalarını, dans
etmelerini, müzik dinlemelerini de öneriyorum. Yoga, reiki, meditasyon
uygulamaları tedavi edici değildir ancak hastanın direncini artırıp, onu
daha güçlü kıldığı için çok önemlidir. Dolayısıyla bu tür spiritüel
uygulamalar hastalığın iyileşme sürecini olumlu etkiliyor ve hastanın
hastanede kalış süresini kısaltıyor.
MARMARA ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ ÇOCUK HEMATOLOJİ VE ONKOLOJİ BÖLÜM BAŞKANI
PROFESÖR DOKTOR CENGİZ CANPOLAT: Spiritüel tedavi yöntemlerinin özellikle
kanser gibi hastalıkların tedavisinde çok yararlı bir destekleyici olduğuna
inanıyorum. Sadece meditasyon, reiki, yoga da değil akupunkturun da olumlu
etkileri var. Literatürde bu öğretilerin özellikle kanserli hastalarda,
anksiyeteyi, ağrıyı, huzursuzluğu, uykusuzluğu, kemoterapinin yan etkilerini
ve fiziksel bir takım şikayetleri ciddi derecede azalttığına ve hastanın
bütün bu durumlara toleransını artırdığına dair bilgiler yer alıyor. Tabi ki
bunlar konvansiyonel tıbbi tedavinin yerini alabilir diye bir şey söz konusu
değildir. Bunlar ancak konvansiyonel tedaviye yardımcı olabilir.
Araştırmalar göstermiştir ki bu tür uygulamalar vücudun endojen
mekanizmalarını hareket geçiriyor. Mutluluk veren endorfin
hormonunu artırıp, adrenal ve kortizon sentezine etki ederek stresi ve
anksiyeteyi azalttığı görülmüştür. Yine hücresel immünüte üzerinde etki
ettiğini gösteren, pozitif bulgular vardır.
Önceleri panik atak, stres, depresyon gibi psikolojik hastalıkların
tedavisinde kullanılan bu yöntemler üzerinde yapılan çeşitli araştırmalarda
kalp ritminin yavaşladığı, kan akışının düzene girdiği, kan basıncının
düştüğü, beyin yarım kürelerinin dengelendiği, adrenalin hormonunun ve
kolesterolün azaldığı, oksijen tüketiminin düştüğü görülmüştür.
Yoga, reiki ve meditasyon gibi spiritüel yöntemler, insanın içindeki
enerjiyi kullanabilmesini ve kendi zihinsel gücünün farkındalığını sağlıyor
diyebilir miyiz?
TACETTİN OCAK, REİKİ EĞİTMENİ: Bir kelime veya cümlenin sürekli
tekrarlanması bir meditasyondur. İnsanın tekrar ettiği kelimenin peşinden
gitmesi, onun beyin dalgalarını yumuşatır ve öyle bir noktaya getirir ki
artık tamamen sakin bir zihin haline gelir. Hatta onun da ötesinde insanın
düşüncenin olmadığı bir alana geçmesini sağlar. Bu büyük bir fırsattır
aslında, insanın huzuru ve mutluluğu için bu büyük bir imkandır. Çünkü
insanın o noktada aldığı zihinsel haz, bu dünyaya ait bir haz değildir.
Spiritüel Yöntemler tedavinin başarısını artırıyor
Bu uygulamaları daha çok kanser tedavisi gören hastalara önerdiğinizi
belirtiyorsunuz, bu yöntemleri uygulayan hastalarda, bu yöntemlere baş
vurmayan hastalara göre ne gibi farklar gözlemliyorsunuz, bunların hasta
üzerindeki etkilerinden söz eder misiniz?
PROF. DR. ERKAN TOPUZ: ilaç, ameliyat ya da radyoterapi her şey demek
değildir. Bu tür uygulamalar hastanın psikolojik durumun düzeltip hayata
bağlanmasında son derece etkili oluyor. Hasta kendisini daha güçlü
hissediyor, ağrılara ve acılara daha kolay katlanıyor. Bütün bunlar da bizim
işimizi kolaylaştırıyor, çünkü karşınızda zor bir
hastalıkla mücadele eden bir insan var ve onun psikolojik yapısı, gücü ve
genel durumu sizin işinize de yansıyor. Bu yöntemler, hastada bir arınma
sağlıyor. Meditasyon ve yoganın yanı sıra bu etkiyi dualar ve inanç
tedavileri ile de görebiliyoruz. Dünyada bir çok yerde özellikle kanser
gibi, koroner hastalıklar gibi kronik hastalıklarda hastalara
bu yöntemler önerilir. Örneğin, katoliklerin yaptığı dua çalışmaları vardır.
Kalp damar hastaları üzerinde yapılan bu dua çalışmaları hastanın ruhi
durumunu düzeltiyor, endorfin hormonunun açığa çıkmasına neden oluyor,
hastayı hayata bağlıyor ve yapılan tedavinin daha başarılı olmasını
sağlıyor. .
TACETTİN OCAK: Meditasyon yapan insan içindeki özle minik minik temaslar
kurar. Bu tesamlar hemen bütün bedene ruha ve zihne yayılır ve mutluluk
hormonunun salgılanması artar. Burada zihin, ruh ve fisiksel beden bir
bütündür. Biz bir yandan reiki ya da meditasyon yaparken bir yandan da
olumlu düşünmeye çalışırız. Bu tür uygulamalar otomatikman pozitif düşünceyi
de beraberinde getiriyor.
Reiki bilen ve uygulayan biri olarak bu yöntemin size sağladığı katkılardan
ve reikiyi günlük hayatta nasıl kullandığınızdan bahseder
misiniz?
PROF. DR. CENGİZ CANPOLAT: Ben kendi fiziksel ve ruhsal sağlığım için
birinci ve ikinci derece reiki öğrendim ve bundan çok yarar görüyorum.
Vücudumda birikmiş negatif enerjiyi uzaklaştırıyor, yorgunluğumu alıyor,
zihinsel konsantrasyonumu artırıyor ve beni sakinleştiriyor. Açıkçası
yararını gördüğüm için herkese tavsiye ediyorum. Bazen
ağrılarımda ilaç kullanmama gerek kalmıyor. Ağrı azaltmada bunun çok etkili
olduğuna inanıyorum.
Reikiyi hastalarınız üzerinde denemeyi düşünür müsünüz?
PROF. DR. CENGİZ CANPOLAT: Henüz hastalarım üzerinde böyle bir uygulama
yapmadım. Aslında kullanılabilir ancak henüz Türkiye’de ve hastane ortamında
böyle bir uygulama yok. Zaten böyle bir talep de yok, çünkü bizde çok iyi
bilenen şeyler değil. Örneğin yurt dışındaki hastanelerin hemen hepsinde hem
dua merkezleri hem de hastalara
rahatlama sağlayacak birimler var. Psikolog ve pedagoglar hasta çocukların
rahatlatılması ve tedaviye hazırlanması için çalışmalar yapıyor. Yani batıda
inanç tedavileri ve relaksasyon tedavileri çok daha fazla kullanılıyor.
Bence bu tür yöntemleri tamamen yadsımamak gerekir. Ben bu tür rahatlatıcı
tedavileri hastalarımıza uygulamamız gerektiğine inanıyorum.
Şarlatanları ayıklamak lazım
Genellikle bu tür yöntemelere getirilen en önemli eleştiri, bunların
bilimsel olmadığı ve ticari amaçla yapıldığı yönünde. Bilimsellikten uzak
olduğu için bu tür uygulamaları şarlatanlık olarak nitelendirenler de
var….
PROF. DR. CENGİZ CANPOLAT: Tabi bu tür uygulamaları suistimal edecek
insanların çok olduğuna inanıyorum ama yapmalayanların da olduğuna
inanıyorum. Her şey suistimale açıktır, bunun da suistimal edilmesi
mümkündür ancak bu işi gerçekten karşısındakine fayda amaçlı yapanlar da
var. Bilim, kimsenin tekelinde olan bir şey değildir. Pozitif
bilimler olduğu gibi spiritüel bilimler de var. Bugün izah edemediğimiz bir
çok doğa üstü olayın gerçekleşmesini sağlayan o farkındalık, o yüksek
beyinsel konsantrasyon ve beynin bizim bulamadığımız kısımlarının tarih
içinde yarattığı mucizevi olayları da düşünürseniz, olayları yorumlamanız
değişir. Yani bilim her şeyi açıklayamayabilir.bu tür şeyleri baştan
reddetmek yerine biraz okuyup araştırmak ancak bu konuyu şarlatanlık
malzemesi yapanları da
ayıklayıp atmak lazım.
“İyileşmeyi sağlayan şey, insanın özünden beslenmeyi öğrenmesidir”
Şu ana kadar tıbbi tedaviyle birlikte spiritüel yöntemleri kullanarak
iyileşen bir çok öğrencisinin olduğunu söyleyen reiki eğitmeni Tacettin
Ocak, daha çok onkologlar tarafından kanser tedavisi gören hastaların
kendilerine yönlendirildiğini belirtiyor.
TACETTİN OCAK: Hem tıbbi tedavi alıp hem de reiki yaparak şifa bulan ve uzun
süre sağlığını koruyabilen bir çok öğrencim var. Reikiyi bir yaşam biçimi
haline getirmekte çok yarar görüyorum. Tamamen bireyselliğe yönelik,
paylaşımdan uzak, gelecekten kaygı duyan ve reklamlar sayesinde değerimizin
düşürüldüğü bir çağda yaşıyoruz. Böyle bir ortamda bocalayan insan, içinin
sesini, mantık ve akla ters gelmeyen iç sesini dinleyerek bütün zorlukların
üstesinden gelebilir ve kendisini iyileştirebilir. Hastaları iyileştiren
şey, reiki ya da meditasyon değildir, iyileşme sağlana asıl şey insanın
kendi özünden beslenmesidir.
“Pozitif düşüncenin önemine inanın”
TACETTİN OCAK: Bu tür yöntemler sadece hastalıkların tedavisinde etkili
olmuyor. Bunların en önemli etkisi de pozitif düşünceyi artırması. Çoğu
zaman önemsemediğimiz olumlu düşünce tarzını yaşam biçimi şekline getirdiği
için vücut direncini de artırıyor. Hepimizin içinde bütün evrenin her türlü
bilgisi vardır. Bizim yapacağımız şey ise, hastalanmadan bu gücü kullanmayı
öğrenmek. Önemli olan sağlığın korunması olduğuna göre, insanlar
hastalanmadan önce bu güçlerini kullanmayı öğrenmeliler.
Modern tıbbın kanser hastalarına uyguladığı cerrahi, kemoterapi ve
radyoterapi yöntemlerinin yan etkilerinin fazla, maliyetinin yüksek ve
iyileşme oranının yüzde 65 düzeyinde olması, hastaları tamamlayıcı tedavi
yöntemlerini de denemeye yönlendiriyor. Bunu dikkate alan Sağlık Bakanlığı,
Ulusal Kanser Danışma Kurulu’na tamamlayıcı tıpla
tedavi yöntemleri üzerinde bir çalışma başlatması görevi verdi. Ulusal
Kanser Danışma Kurulunun tamamlayıcı tıp yöntemleri ile ilgili çalışmaları
devam ediyor.
Türkiyede ve dünyada bu tür tedavilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
PROF. DR. CENGİZ CANPOLAT: Ben bu tür tedavilerin geleceğini parlak
görüyorum, çünkü zaman inişli çıkışlı bir seyir gösteriyor. Yani insanların
bir noktada bu tür olaylara daha fazla önem vereceklerine inanıyorum. Çünkü
hastalıklar bir noktada insanlardan bir adım önde gidiyor. Enfeksiyonlar
direnç geliştiriyor. O zaman bizim de farklı
yöntemleri işin içine katmamız gereken zamanlar çok uzak değil. İnsanoğlu
daha farklı bir bilinç düzeyine doğru gidiyor, belkide gelecekte bu
yöntemler konvansiyonel yöntemlerin yanında eşdeğerde yer alabilecek.
Bunların olmasını ben çok uzak bir gelecekte görmüyorum.
_________________________________________________________________
Ebru Dengiz

