Archive for the ‘Bitkiler’ Category

Tereyağı

Posted By admin

Date: Ekim 19th, 2008

Comments Off

Category: Bitkiler

TEREYAĞI HER ŞEYE YARIYOR!….

Geçen günlerde gündeme gelen ‘tereyağıyla’ ilgili haber, tereyağını suçlayan bir çok uzmanın canını sıkmış olmalı. Aslında tereyağının masumiyetini yıllardır çeşitli şekillerde anlatmaya çalışan (kendi) bilim adamlarımızı[1] dikkate almayan çeşitli araştırmacılar, yurtdışından tereyağı konusu tekrar gündeme gelince biraz paniklediler sanıyorum. Öyle ya, muayene olmaya gelen her hasta ‘tereyağını’ soracak olursa başları şekilde fena halde ağrıyacak!…Cevap vermekte zorlanacaklar. Ve eminim harıl harıl söz konusu haberde adı geçen vaksenik asidin nasıl olupta böyle bir etki ortaya çıkarabileceğini kimseye söylemeselerde kendi aralarında saatlerce tartışıyorlardır. Tam şimdi trans yağ asitleri organizma için zararlıdır konusuna alışmışlardı ki bu araştırma çıkageldi. Çünkü vaksenik asit, her şeyden önce trans yağ asitlerinin en önemlilerinden biridir, fakat diğer trans yağ asitleriyle hiç bir şekilde karıştıralamazlar! …..Çünkü söz konusu yağ asidinin metabolizması genetik mirasımızın insana mükemmel bir armağanıdır.

Biz bu yazımızda haberde varolan ama görülmeyen, gösterilmeyen (bence) bazı karanlık noktaları kendi bilgimiz çerçesinde aydınlatmaya çalışacağız. Nasıl olupta tereyağında bulunan vaksenik asitin faydalı olabileceğini biyolog gözüyle tartışacağız. Önce tereyağıyla ilgili habere kısaca bir göz atalım.

“(A.A )EDMONTON - Yeni bir araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, tereyağı ve sığır eti kalp krizi riskini ve kolesterolü düşürüyor, şeker hastalığı ve obeziteyi tedaviye yardımcı oluyor.
Alberta Üniversitesi profesörü Spencer Proctor ve asistanı Flora Wang tarafından yapılan araştırma sırasında, 16 hafta boyunca deney farelerine tereyağı ve inek etinde bolca bulunan vaksenik asit bakımından zenginleştirilmiş diyet uygulandı. Vaksenik asidin vücutta kolesterol başta olmak üzere birçok rahatsızlığa sebep olan şilomikronları n oluşmasını yavaşlattığı gözlemlenirken, deney sonunda kötü kolesterol olarak bilinen LDL başta olmak üzere, toplam kolesterol ve trigliseritte düşüş görüldü.Flora Wang, “Tereyağı, sığır eti ve türevlerinde vaksenik asid oranı en az yüzde 70’tir. Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri, metabolizmada birçok hasara sebep olan şilomikronları n oluşmasının bu yolla yavaşlatılabileceği olmuştur. Bugüne kadar zararlı etkilerinden korktuğumuz doğal yağlar, aslında sağlığımız için son derece faydalı. Tereyağı ve sığır etinin kalp krizi riskini düşürmesi, şeker hastalığı ve obezite tedavisine yardımcı olması ve kolestrole iyi gelmesi, artık bir realite” diye konuştu.Bu arada, doktora öğrencisi olan Flora Wang, araştırma sonuçlarını sunduğu, Alberta’da düzenlenen “Uluslararası Şilomikronları n Zararları Sempozyumu”nda “genç araştırmacı” ödülünü aldı.”[2]


Söz konusu haberde şaşırtıcı olan böyle bir çalışmaya ödül verilmesi oldu (sanırım kıskandım), çünkü aslında bu yıllardır aslında bilinen bir konuydu.

Sonra vaksenik asidin sadece trans formunda olduğunu hatırlayabildim. Yani bu çalışma ilerleyen zamanlarda trans yağ asitleri o kadar da zararlı değil tartışmasını da beraberinde getirme potansiyeline sahiptir. Çalışmalarını çok önemli bulduğum değerli bilim insanı Marr Enig’ ilerleyen zamanlarda sanırım bu konuda biraz sıkıştırılacak. Margarin şirketleri de ‘tereyağındaki’ trans yağ asitlerini bahane ederek, trans yağ asitlerini yeteri kadar indirdiklerini iddia edecekler…

Fakat, durum iddia edildiği gibi değil elbette trans vaksenik asit (ve stearik asit) çok özel bir yağ asidi olduğunu okuyucuların mutlaka bilmesi, detayları biraz dikkatle incelemesi gerekiyor. Çünkü söz konusu vaksenik asit hayati öneme sahip yağ asitlerinin depolanmış hali anlamına geliyor ve hayati öneme (esansiyel) sahip bazı yağ asitlerinin bazı özel enzimler yardımıyla bağlarındaki değişim, farklılaşma ve birleştirilmesiyle oluşturulabiliyor (şekil1).

Bu konuda yapılmış çok güzel çalışmalarda var. Vaksenik asit (trans) oluşumu için bilinen veya benim bildiğim başka bir yol yok. Memeli organizmalar için hayati öneme sahip yağ asitlerinin depolanması olayı (trans formunda) olmasaydı, insan dahil memeli organizmaları n yaşamı pek mümkün olmazdı, örneğin ayılar asla kış uykusuna yatamazdı!… .

Her ne kadar şu ana kadar, dokularda trans vaksenik asit ve stearik asitin (delta9 desaturaz enzimiyle) değişimi (bkz şekil 2) ispat edilse de, vaksenik asitin (konjuge) lineleik aside dönüşümü[3] gösterilse de, trans vaksenik asitten söz konusu diğer esansiyel yağ asitlerinin de elde edilmesinin mümkün olduğunu düşünüyorum, tabii henüz araştıramadım…

TEMEL YAĞ ASİTLER 1. AŞAMA DÖNÜŞÜ 2. AŞAMA DÖNÜŞÜM 3.AŞAMA SON AŞAMA
1.gamma linolenik asit ……..konj oktadekatrienoik asit….oktadekadienoik asit……VAKSENİ K ASİT… (STEARİK ASİT)
2.linoleik asit…….. ……… konj oktadekadienoik asit ………… ……… ……… ….VAKSENİ K ASİT ….(STEARİK ASİT)
3.alfa linolenik asit…….. …….konj oktadekatrienoik asit….oktadekadienoik asit……VAKSENİ K ASİT… (STEARİK ASİT)

Şekil 1. Vaksenik asit sentezinde rol alan esansiyel yağ asitleri (memeli organizmaları n sentezleyemediği). Otçul hayvanlarda, bakteriler yardımıyla sentezleniyor. Sentezin 3. aşamasında tereyağında bulunan vaksenik asit, daha sonra ise stearik asit geliyor. (3)
Vaksenik asit……(delta9de saturaz enzimi) ………… konjuge linoleik asit

Mevlüt Durmuş
Biyolog

Bilinen şifalı bitkiler

Posted By admin

Date: Ekim 18th, 2008

Comments Off

ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.
AHUDUDU: Kanı temizler vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.
ANASON: Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.
ASMA: Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.
AVOKADO: Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koru***** dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.
AYRIKOTU: İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.
AYVA: İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.
BADEM: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
BAMYA: Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10′dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.
BEZELYE: Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1 C vitaminleri protein lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.
BROKOLİ: Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine bire bir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda göğüs kanseri riskini azaltan ‘indole’ adlı bir madde içeriyor. İndole göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.
BUĞDAY: Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.
CEVİZ AĞACI: Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır.
ÇAMFISTIĞI: Bronşit verem akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
ÇEMEN: Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.
ÇİLEK: Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor dişlerdeki tartarı önlüyor ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar çileğe şeker ilave etmemek şartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.
ÇÖREKOTU: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.
DEFNE: Terletir ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.
DENİZ KADAYIFI: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.
DENİZ YOSUNU : Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddeleri içeren su yosunu metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca B vitamini kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye tırnaklara ve saça karşı etkili.
DEVEDİKENİ: Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.
DOMATES: Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. ‘Beta karotin’e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az.
DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.
EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.
ELMA: Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.
ENGİNAR: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar ayrıca Silymarin maddesinin prostat meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde fiber magnezyum folate ve C vitamini bulunduğu bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin bulundukları yaşın daha altında gösterdikleri belirtildi.
FESLEĞEN: Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.
FINDIK: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.
GELİNCİK: Nefes darlığı astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.
http://www.sanalforum.biz/sifali-bitkiler/41144-tum-bitkiler-yararlari-var-hadi-iceri.html

Bitkilerin dili

Posted By admin

Date: Ekim 17th, 2008

Comments Off

Category: Bitkiler

30 sms kazanbitki

Tüm canlıları ilgilendiren bilgileri sunmayı amaçladığımız bu bölüme, ilk olarak bitkilerin dünyasını tanıyarak başlıyoruz. Bu konuda merak ettikleriniz ve paylaşmak istediğinizi bize yazın. Sayfamız bizlere ulaşan beklentileriniz doğrultusunda gelişecektir…

Bitkiler gerek görünümleri gerekse Ekosistemdeki fonksiyonları ile birer tabiat harikalarıdır. İnsanlar için birer şifa kaynağı olan bitkilerin birçok türü, ilaç sanayiinde de kullanılmaktadır.
http://www.seslidostluk.com/bitkilerin-yasamimizdaki-yeri
Yaşamımız için gerekli oksijenin tamamı bitkiler tarafından üretilir. Eğer bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez enzimlerinden bir tanesi bile olmasaydı şu an yeryüzünde hiçbir canlı var olmayacaktı. Bitkilerin, canlılara sağladığı tek fayda sadece fotosentez de değildir. Bunun yanı sıra bitkiler, böcekler, memeli hayvanlar (inek, zürafa, geyik vs.), kuşlar ve hemen hemen tüm yaratıklar için birer besin kaynağı ve birer yuvadır.

Bitkilerin nasıl yaşadıklarını, ne ile beslendiklerini, canlılarla nasıl bir ilişki içerisinde olduklarını ilginç resimler eşliğinde inceleyelim.

Bitkinin sahip olduğu 3 temel öğe vardır.

Kök
Gövde
Yapraklar
Bunları tek tek ele alalım

1) Kök
Bu temel öğelerden ilki, bitkinin köküdür. Kök, bitki için gerekli tüm su ve mineral Maddeleri tıpkı bir vakum gibi emerek gövde ve yapraklara kadar iletir. Kökün mucizevi bir özelliği ise salgıladığı bazı kimyasal maddelerle kendisini toprak altında yaşayan kurt, solucan ve mikroorganizmalara karşı korumasıdır. Bu bir bitki için ilginç bir durumdur. Çünkü kapkaranlık toprağın içinde bir kökün, kendini korumak amacıyla, böcek ve mikroorganizmaların hoşlanmadığı bir kimyasal üretip salgılaması dış dünyadan habersiz bitkiden beklenilmeyecek bir durumdur.

2) Gövde
İkinci temel öğe olan gövde, yerine getirdiği fonksiyonlar itibariyle mükemmel bir yapıdır. Bahçelerde, sokaklarda pek çok Ağaç görürüz. Devasa bir gövdeleri vardır, üzerlerinde de binlerce yaprak. Fakat gövde dışarıdan görüldüğü gibi sadece odunsu bir dokudan oluşan basit bir yapı değildir.

Ağacın gövdesi inanılmaz bir esnekliğe sahiptir. Bu esneklik, rüzgar ve vahşi hayvanların yaptığı dış etkilere karşı bitkinin gövdesinin kırılmasını engeller. Tabii saatte 200 km. ile esen kasırgaları saymazsak.
sms
30 sms kazan
Gövde içerisinde tıpkı bir su şebekesi gibi döşeli bir borucuk ağı vardır. Bu ağı oluşturan boruların büyütülmüş şekilleri aşağıdaki resimlerde görülmektedir.

Şekillerde görülen kısa borular, bitki içerisinde bir intizamla dizilerek hem suyu yukarı doğru çıkarmakta hem de yukarı çıkarma sırasında suyun bir kısmını boruların etrafında dizilen hücrelere aktarmaktadır. Bu sistem tıpkı insandaki kan damarı ağına benzer. Yukarı çekilen su böylelikle serbest bir akımla her tarafa dağıtılmış olur.

Suyun yukarı çıkmasına sebep olan kuvvet ise “osmotik basınç” ve “emme basıncı” adı verilen iki kuvvettir. Örneğin; kuru bir kağıdı diklemesine suya batırdığınızda suyun yukarı doğru çekildiğini görürsünüz. Burada meydana gelen olay “emme basıncı”dır ve bitkilerde suyun hücreler tarafından yukarı çekilmesine neden olur. Hücreyi, kağıt olarak düşünebilirsiniz.

Osmotik basınç ise hücre içindeki iyon ve mineral konsantrasyonu fazla olduğu hallerde ortaya çıkar. Hücre içerisindeki iyon ve mineral konsantrasyonu yükselince hücre derhal su almaya başlar. Hücrenin bunu yapmasındaki amaç, içerisindeki iyon konsantrasyonunu düşürerek normal seviyeye getirmek istemesidir.